<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Kuzgun Yazıları</title>
        <description>...bir gün hepimiz inançlarımızla yüzleşmek zorunda kalacağız, o gün inanmayalanar bile aslında inanmadıklarına inandıklarını anlayacaklar, ruhlarının derinliklerinde...</description>
        <link>http://raventhewanderer.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 19:33:53 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Ölüm Maskesi</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/olum-maskesi_44526781.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/olum-maskesi_44526781.html</guid> 
            <description>Zalim bir karanlığın i&amp;ccedil;inde sıkışmış&amp;ccedil;asına havası ağır, yıldızsız bir gece şehri kucaklamıştı. Şiddetli r&amp;uuml;zgar camları takırdatıyor, d&amp;uuml;kkan kepenklerini sarsıyor, &amp;ccedil;&amp;ouml;p bulutlarını k&amp;uuml;me halinde u&amp;ccedil;uruyordu. Gecenin bu saatinde şehir olabildiğince sessizdi. &amp;Ccedil;oğu insan evlerinde, yataklarında, koltuklarında veya masa başında, huzurlumu kabuslumu bilinmeyen uyku alemine dalmıştı... İki kişi hari&amp;ccedil;... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y&amp;uuml;ksek binalardan birisinin tepesinde gecenin derin karanlığına zıt beyaz bir elbisenin etekleri dalgalanıyordu. Kolları &amp;ccedil;ıplaktı ama soğuğu hissetmiyormuş gibi g&amp;ouml;z&amp;uuml;k&amp;uuml;yordu. Tam arkasında gece kadar siyah pelerinin i&amp;ccedil;inde, pırlantalardan işlenmiş g&amp;ouml;z maskesi olan kadın duruyordu. İkisi de olduk&amp;ccedil;a sessizdi.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz elbiseli kız, bir s&amp;uuml;re daha sessizce y&amp;uuml;ksekten şehri seyretti. Bir ka&amp;ccedil; pencere pırıltısı dışında hi&amp;ccedil; bir ışık yoktu. Biraz daha aşağı sarktıktan sonra &amp;ccedil;atının &amp;uuml;st&amp;uuml;ne &amp;ccedil;&amp;ouml;kt&amp;uuml;, dirseklerini dizlerine sarıp oluşan boşluğa kafasını dayayıp sessiz hı&amp;ccedil;kırıklarla kilitlenerek ağlamaya başladı. Pırlanta maskeli kadın kollarını kıza sardı. Bu hem kızın acısını hafifletme, hem de sert bir r&amp;uuml;zgarla &amp;ccedil;atıdan d&amp;uuml;şmesini engellemek i&amp;ccedil;indi... &amp;Ccedil;ok ağır bir acıyı paylaşayan iki kişi, k&amp;ouml;r g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;n altında, sessiz ve hazindi. Sonunda kızın kollarını okşayarak fısıldadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;Hala ge&amp;ccedil;medimi tatlım?&quot; &lt;br /&gt; &quot;Hayır...&quot; &lt;br /&gt; &quot;&amp;Uuml;ş&amp;uuml;m&amp;uuml;yormusun?&quot; &lt;br /&gt; &quot;Hissetmiyorum...&quot; &lt;br /&gt; &quot;Ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorsun?&quot; &lt;br /&gt; &quot;Hi&amp;ccedil; bir şey... Şimdilik. Hen&amp;uuml;z &amp;ccedil;ok taze...&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir s&amp;uuml;re daha sessizlik... Sonunda dayanamayan kız sordu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;&amp;Ouml;l&amp;uuml;m maskesi, sence d&amp;uuml;nyada ger&amp;ccedil.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/olum-maskesi_44526781.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 25 May 2009 11:57:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> World of Warcraft  -  Gecenin Avcısı 1</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/world-of-warcraft-gecenin-avcisi-1_36340361.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/world-of-warcraft-gecenin-avcisi-1_36340361.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;&lt;b&gt;B&amp;ouml;l&amp;uuml;m Bir : Duskwood S&amp;uuml;rg&amp;uuml;n&amp;uuml;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın renkli g&amp;uuml;neş Goldshire'ın taş evlerini aydınlatmaya başlamıştı. &amp;Ccedil;evredeki yeşil ağa&amp;ccedil;lar ve kristal g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;ml&amp;uuml; g&amp;ouml;l insana huzur veriyordu. Yeni uyanan insanlar aceleyle ve merakla meydana doluşmaya başlamıştı. Bir&amp;ccedil;oklarının &amp;ccedil;ocuklarınında i&amp;ccedil;inde olduğu ve Elywnn ormanı civarında korumalık yapmak amacıyla dağılacak olan, sadece temel savaş eğitimi almış olan grup meydanın ortasında d&amp;uuml;zg&amp;uuml;nce sıraya girmişti. Hi&amp;ccedil;birisi yirmi yaşından b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olmayan bu gen&amp;ccedil;lerin &amp;ccedil;oğu kasılarak &amp;ccedil;evreye poz veriyordu. Ama &amp;Ccedil;avuş Fedran geldiğinde bu manzara sona erdi. Herkes &amp;ccedil;ok d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n bir şekilde kıpırtısız durdu.&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;avuş Fedran'ın sesi meydanda yankılandı.&lt;br /&gt;&quot;Hazırmısınız?&quot;&lt;br /&gt;Cevap tek bir kişiye aitmiş&amp;ccedil;esine &amp;ccedil;ıkmıştı.&lt;br /&gt;&quot;Hazırız!&quot;&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;avuş Fedran y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde bir g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseme bile oluşamadan elini &amp;ouml;rme zırh ceketinin cebine attı. Bu sırada kalabalığın arkasına karışmış iki Draeni'yi fark etmemişti. Zaten Draeniler de ne olacağını merak etmiş, insanların arkasına sızmışlardı. &amp;Ccedil;ok ge&amp;ccedil;meden &amp;Ccedil;avuş y&amp;uuml;ksek sesle haykırarak isimleri ve gidecekleri yerleri bildirmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;&quot;Martin, Stormwind.&quot;&lt;br /&gt;&quot;Elaine, Redrigde.&quot;&lt;br /&gt;&quot;Lenny, Westfall.&quot;&lt;br /&gt;Sonuda belirli bir isime gelince &amp;Ccedil;avuş'un y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde neredeyse bir g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseme oluşmuştu.&lt;br /&gt;&quot;Gilanshar, Duskwood.&quot;&lt;br /&gt;Gilanshar isimli kızla beraber k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k meydandaki herkes nefesini tutmuştu. &amp;Ccedil;avuş'un kendisinden nefret ettiğini biliyordu ama bu kadar da değil!&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;avuşla aralarında ilk tanıştıkları zamandan beri tatsızlık vardı. Babasının &amp;ccedil;ocukken hikayelerde anl.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/world-of-warcraft-gecenin-avcisi-1_36340361.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 16 Feb 2009 22:29:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kuzgun'un sevgililer günü...</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-un-sevgililer-gunu_36213151.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-un-sevgililer-gunu_36213151.html</guid> 
            <description>...&amp;Ccedil;atı katındaki bar kalabalıktı. Bir &amp;ccedil;ok insan m&amp;uuml;zik eşliğinde i&amp;ccedil;kilerini yudumlayarak neşeli sohbetin denizinde derinlere batmıştı. Bayan ve erkeklerden oluşan garsonlar sandalyelerin arasındaki zorlu yollardan gidip geliyordu.&lt;br /&gt;&amp;Uuml;&amp;ccedil; kişinin olduğu bir masaya oturan kız ve erkek diğerlerine bakıyordu. Kız buraların yabancısıydı, bu kadar kalabalığı g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce istememesine rağmen ruhunun derinliklerinde panik hissetmişti. Y&amp;uuml;ksek sesli m&amp;uuml;zik ve kalabalık korkun&amp;ccedil;tu. G&amp;ouml;zleri bir kabusun izlerini yansıtırcasına zeminde bir yere dikilmişti. Bu sırada sevgilisi kendisine ne i&amp;ccedil;mek istediğini sorunca sadece hi&amp;ccedil; bir şey istemediğini belirtmek i&amp;ccedil;in kibarca başını iki yana salladı. Kendisine bira s&amp;ouml;yleyen sevgilisi masadaki diğer &amp;uuml;&amp;ccedil; arkadaşı ile sohbet etmeye başladı. Kız hala g&amp;ouml;zleri boşluğa takılmış, &amp;ouml;ylesine duruyordu. Elinden &amp;ccedil;ıkartmadığı siyah kadife eldivenleri, az ışıkta bile parıldıyor, insanın g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; alıyordu...&lt;br /&gt;Az sonra garsonlardan birisi gelerek birayı getirmişti. Aslında kız i&amp;ccedil;in i&amp;ccedil;ki tuhaf bir şey değildi, zamanında evinde babasıyla neredeyse her &amp;ccedil;eşit i&amp;ccedil;kiyi &amp;ouml;ğrenmişti, sarhoş olmaya karşı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir bağışıklığı olmasına rağmen bunu kendine ait hoş bir sır olarak saklardı. Sevgilisinin bira i&amp;ccedil;mesi hoşuna bile gitmişti... Masadaki d&amp;ouml;rt kişi bira şişelerini havaya kaldırırken, sadece &amp;ouml;yle kalmıştı. İnsanlar onun bakışlarından dolayı duraksadığında, i&amp;ccedil;inden kendisine lanet okudu. Kendisi y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden k&amp;ouml;t&amp;uuml; hissetmiş olmalıydılar. Ama sevgilisinin arkadaşı bu anı kapatmak i&amp;ccedil;in elindeki şişeyi ona doğru uzatmıştı.&lt;br /&gt;&quot;Sen de hoş geldin!&quot;&lt;br /&gt;Karşılık olarak g&amp;uuml;l&amp;uuml;msediğinde, kısa s&amp;uuml;ren bir muhabbet başladı. Ardından yine sessiz kalmıştı...&lt;br /&gt;Y&amp;uuml;z&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-un-sevgililer-gunu_36213151.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2009 14:15:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kuzgun Şiiri</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-siiri_31081151.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-siiri_31081151.html</guid> 
            <description>ruhumu ıssız bir katedralde terk edin&lt;br /&gt;sadece acımla yaşayabilmem i&amp;ccedil;in&lt;br /&gt;hala inanamadığım ger&amp;ccedil;ekliğin&lt;br /&gt;beni par&amp;ccedil;alayabilmesi i&amp;ccedil;in&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izin verin karanlık ele ge&amp;ccedil;irsin beni&lt;br /&gt;t&amp;uuml;m sessizliği ve hi&amp;ccedil;liği ile&lt;br /&gt;izin verin g&amp;uuml;neş dokunmasın y&amp;uuml;z&amp;uuml;me&lt;br /&gt;boğazım tozun rutubeti ile yansın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzaklarda bir yerde, g&amp;uuml;zel ve canlı&lt;br /&gt;yaşamın olduğunu unutarak yavaş&amp;ccedil;a&lt;br /&gt;ve ay ışığının hafif&amp;ccedil;e okşadığı&lt;br /&gt;yeşil derin vadilerin anısıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g&amp;ouml;zlerimi b&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;nyaya kapatarak&lt;br /&gt;karanlıkta yol bulmaya &amp;ccedil;alışarak&lt;br /&gt;her bir soğuk taşa takılarak...&lt;br /&gt;l&amp;uuml;tfen beni terk edin burada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anılarım tek tek silinirken benliğimden&lt;br /&gt;burnumda son kalan keskin koku ile&lt;br /&gt;ağzımdaki son kekremsi tat&lt;br /&gt;son bir silik sima zihnimin aynasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu hi&amp;ccedil;likte acımla yaşamak yeğdir&lt;br /&gt;sevdiklerimin kalbini kırmaktan&lt;br /&gt;tek başıma ayakta bekleyip&lt;br /&gt;zamanla gelecek sonu karşılamaktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kadar umutsuzlukta kalsın ki kalbim&lt;br /&gt;ellerimde dokunduğumda hissedebileyim&lt;br /&gt;yer &amp;ccedil;ekimine yenik d&amp;uuml;şen kanımın&lt;br /&gt;ayak parmaklarıma sızdığını hissedeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asla yansımasın taş duvarlarda&lt;br /&gt;bir mumun altın yumuşak ışığı&lt;br /&gt;kimse b&amp;ouml;lmesin sonsuz acımı&lt;br /&gt;sadece bitmesini bekleyeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;nde yankılanan kuş sesleri&lt;br /&gt;g&amp;uuml;neşe g&amp;ouml;&amp;ccedil; eden renkli kelebekler&lt;br /&gt;g&amp;uuml;m&amp;uuml;ş ışıkla dans eden denizler&lt;br /&gt;hepsi benim d&amp;uuml;nyamdan uzak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadece karanlıkta olmak istiyorum&lt;br /&gt;bana ihanet eden yaşamdan uzak&lt;br /&gt;matemimi daima yaşatmak istiyorum&lt;br /&gt;bir kuzgunun t&amp;uuml;yl&amp;uuml; kanatlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haykırışım taşmasın bu duvarlardan&lt;br /&gt;kimse tatmasın b&amp;ouml;ylesine ısdırabı&lt;br /&gt;&amp;ccedil;aresizliğin getirdiği zehri&lt;br /&gt;kimse bilmesin ruhumun derinli.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/kuzgun-siiri_31081151.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 13 Dec 2008 18:10:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Karanlıkla Yolculuğun İncelikleri...</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/karanlikla-yolculugun-incelikleri_31080051.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/karanlikla-yolculugun-incelikleri_31080051.html</guid> 
            <description>Karanlıkta yolculuk etmenin nasıl hissettirdiğini anlatabilmek bir o kadar kolay g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;şl&amp;uuml; zor bir şeydir. Umutsuzluk, kaybolmuşluk, bazen de nefret, bizi karanlığın i&amp;ccedil;in tutup savuran b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu hisler ve daha niceleri.&amp;nbsp; Kurtuluşun uzaklığının mesafeleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi mi hayatta bizi y&amp;ouml;nlendiren, yoksa yaşama i&amp;ccedil; g&amp;uuml;d&amp;uuml;s&amp;uuml;m&amp;uuml;? Biz miyiz kendimizi karanlığa &amp;ccedil;eken, yoksa ge&amp;ccedil;tiğimiz yollar mı? Sevmek mi daha &amp;ouml;nemli, nefret etmek mi, diğer&amp;nbsp; insanlardan bizleri anlamasını beklemek bir o kadar sa&amp;ccedil;ma mı? &amp;Ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;n ciddi havası &amp;ccedil;evreyi sardığında, sadece kaybetmenin verdiği acımı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ka&amp;ccedil; kişi var benim gibi kaybolmuş, ruhunu yitirmiş, umut kelimesinin anlamını unutmuş, artık &amp;ccedil;aresizlikle karanlığın i&amp;ccedil;inde t&amp;ouml;kezleyen adımlarla ilerleyen. Ge&amp;ccedil;mişin &amp;ouml;zlemi ile g&amp;uuml;n&amp;uuml;n acısını karıştırınca bulanan akıllar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir kurtarıcı karanlığın kenarında bekler. Ona koşmak, sonun geldiğni hissetmek... Ama karanlıkta yanılgıya d&amp;uuml;şmek daha kolaydır, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; g&amp;ouml;rmek zordur. Onu bizi sevdiği i&amp;ccedil;inmi severiz, bizi kurtardığı i&amp;ccedil;inmi, yoksa sadece kendisi olduğu i&amp;ccedil;in mi ? Nedir&amp;nbsp; bu &amp;ccedil;ılgıncasına his, aşkı inkar eden ruhların acıyla inlediği bir d&amp;uuml;nyada b&amp;ouml;ylesine bağlılık? Bu kadar umutsuzken sevigiyi bulmak mı, bizi mucizelere inanmayan bir insan yapıyor yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıkta &amp;ccedil;ok uzun s&amp;uuml;re kalan insalar , bir şekilde diğer insanlardan daha hassas olurlar. G&amp;ouml;zleri k&amp;ouml;relmiştir belki, ama ruhları duyarlı olmuştur...&amp;nbsp; Bazen karşısındakinin ses tonundan nasıl hissettiğini anlayabilir, bazen de hi&amp;ccedil; istemedikleri şeyleri hissedebilirler. Zamanla karşılarına &amp;ccedil;ıkan herkesten aynı şeyi beklerler, ama bunun getirisi sadece hayal kırıkl.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/karanlikla-yolculugun-incelikleri_31080051.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 13 Dec 2008 17:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Özgürlüğe Bir Saat...</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/ozgurluge-bir-saat_29340381.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/ozgurluge-bir-saat_29340381.html</guid> 
            <description>Karanlıktı&amp;hellip; &lt;br /&gt; Her zaman karanlıktı&amp;hellip; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kanlanmış g&amp;ouml;zlerini odadaki tek ışık kaynağı olan monit&amp;ouml;re dikmişti. G&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; manzara gitmek istediği yerdi. &amp;Uuml;nl&amp;uuml; her hangi bina veya şehir değil sadece bir ormanın resmiydi. Yoğun bir kar, yapraklarını d&amp;ouml;km&amp;uuml;ş uzun kuzey ağa&amp;ccedil;larının eteklerini belki de diz hizasında doldurmuştu. Yukarıdan dalların arasından gelen g&amp;uuml;neş demeti, kışa has o altınımsı renkle yağan bir kar anaforunu ve kısmen zemini aydınlatıyordu. Dalların arasından beyaz kar yığınları arasında d&amp;ouml;k&amp;uuml;len ışıklar, antik zamanlara ait bir motifi yansıtır gibiydi. Resme sessizlik hakimdi. &amp;Ccedil;ok uzun zaman &amp;ouml;nce, tozlu sandıkların i&amp;ccedil;ine kapatılıp unutulmuş sırlar kadar dilsizdi. Tek yaşam belirtisi, soğuktu. Sert bir r&amp;uuml;zgarla sonsuzluğa kadar akıp gidiyormuş gibi g&amp;ouml;z&amp;uuml;ken soğuk&amp;hellip; Bakmak bile i&amp;ccedil;ini &amp;uuml;rpertiyordu. Yine de orada olmayı &amp;ccedil;ok istiyordu&amp;hellip; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Acaba d&amp;uuml;nyanın hangi k&amp;ouml;şesindeydi bu g&amp;uuml;zel orman, neresindeydi? Ger&amp;ccedil;ekten oraya gidebilir miydi? Yoksa bu s&amp;ouml;n&amp;uuml;p gidecek bir hayal miydi? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İ&amp;ccedil;inde sıkışan isteğe dayanamayarak bakışlarını odada gezdirdi. Her şey o kadar eski ve tozluydu ki, eşyaları g&amp;ouml;ren dilenciler bile hallerine acırdı. Oda &amp;ccedil;ok karanlıktı. Kapıdan i&amp;ccedil;eri bakıldığında sadece bir y&amp;uuml;z g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yordu, orman karının ışığı ile parıldayan. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hi&amp;ccedil; umudu kalmamıştı. Kendisini kurtaracak kadar g&amp;uuml;c&amp;uuml; yoktu, bir&amp;ccedil;ok sorumluluğun &amp;ndash;maddi ve manevi- altında ezilirken kendisini kurtaramazdı. Hi&amp;ccedil;bir ayna y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; g&amp;ouml;rmek istemezdi, hi&amp;ccedil;bir insan kendisine sempati duymazdı. Onu buradan, bu sislerin i&amp;ccedil;inde boğulmuş karanlık d&amp;uuml;nyadan kurtaracak kimse yoktu. Ken.. ( &lt;a href=&quot;http://raventhewanderer.blogcu.com/ozgurluge-bir-saat_29340381.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 21 Nov 2008 15:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Karanlıkta Kalan Taraf...</title>
            <link>http://raventhewanderer.blogcu.com/karanlikta-kalan-taraf_4783671.html</link>
            <guid>http://raventhewanderer.blogcu.com/karanlikta-kalan-taraf_4783671.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;hep kendime soruyorum &quot;neden ben?&quot;. neden ben kendime acıyorum ? neden hayata b&amp;ouml;ylesine karanlık bakıyorum ? kendimi koyamacak hi&amp;ccedil; bir yer olmadığında, neden yollar tek &amp;ccedil;are gibi g&amp;ouml;z&amp;uuml;k&amp;uuml;yor..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;bu kadar &amp;ccedil;ok soru sormama rağmen bunların cevabı nerede ? hi&amp;ccedil; bir cevap yok, sadece sessizlik, sadece boş karanlık...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;umutsuzluk t&amp;uuml;m benliğimi ele ge&amp;ccedil;irirken, mutlu olduğum anların hatırları zihnimden gitgide uzaklaşan bir yıldızışığı gibi soluyor... g&amp;ouml;zlerimdeki ışık soluyor, yok oluyor... kırık aynamdan yansımama baktığımda, benden gitgide uzaklaşan bir kız g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum... g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemeyi unutmuş bir kız... ve t&amp;uuml;m yaşam g&amp;ouml;zlerinden &amp;ccedil;alınmış.. g&amp;ouml;zlerinde sadece karanlık var...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;karanlık insan ruhunu bir kere bile ziyaret ettiğinde, hatırası g&amp;ouml;zlere yerlşeşir, sanki o kişiyi işrateler.. ve işte bende aynaya baktığımda g&amp;ouml;zlerimde karanlığın işaretini g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ve bu saf katıksız nefretin i&amp;ccedil;inde yaşamak i&amp;ccedil;in pek az yol vardır... katlanmak i&amp;ccedil;inse hi&amp;ccedil;bir yol yoktur.. i&amp;ccedil;inde karanlıktan bir par&amp;ccedil;a barındırınca, biraz delicede olsa, yalnızlığa ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;şe karşı koyabiliyor insan.. bu i&amp;ccedil;inden &amp;ccedil;ok fazla şey &amp;ccedil;aılıyor olsa bile.. acısına tutunarak, acısını aşabilen kendimden başka hi&amp;ccedil; kimseyi tanımıyorum...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 11 Dec 2007 14:23:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://raventhewanderer.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>